|
SON DAKİKA
Atları da vururlar!Kerem Akça, bu hafta vizyona giren filmleri değerlendirdi
1987’de “Güneş İmparatorluğu” ile savaş filmlerine ‘bir çocuğun gözünden’ bakış atma geleneğini getiren Steven Spielberg, “Savaş Atı”nda bu sefer ‘bir atın gözünden hazin savaş tablosu’ gibi bir formül üretmenin peşine düşmüş. Bunda çok devrimci noktalara gitmese de türün tabanındaki iyi-kötü mücadelesini, hayvan-insan ilişkisinin üzerine ‘ayrıksı’ bir şekilde yerleştirerek tadında bir duygusallık depolamış. “Savaş Atı”, süresinin uzunluğundan çekse de bu yaklaşımın ‘atın üstüne atlayıp koşmak istiyorum!’ klişesini ‘at ölüp gitmeden ona dokunabilsem iyi olur’ gibi daha gerçekçi bir zemine transfer ediyor. Spielberg’in alanın içinde “Lübnan”daki gibi ‘bakış açısı odaklı’ yenilikçi bir anlatı oturttuğu söylenemez. Ancak 50’lerin sinemaskop Hollywood filmlerini andıran ses-görüntü senkronizasyonunun izinde yükselen ‘fütursuz hayvan katliamı’ üzerine kurulu anti-militarist damarı tutuyor. “Savaş Atı” da neredeyse karaktersiz ilerleyen orta bölümde ‘savaşın yıkımının yarattığı koşulsuz çaresizlik’ tablosunu en keskin hatlarıyla vermeyi beceriyor. Haber Kaynağı : Haberturk.com
İLGİLİ HABERLER
İlgili Haberler
|
|